
Botoks Sadece Kırışıklıklar İçin Değil: Fizyoterapideki "fırsat Penceresi"
Zehra Azra Çeken
Omurga Sağlığı, El Rehabilitasyonu, Geriatrik Rehabilitasyon, Pilates & Yoga, Kadın Sağlığı & Erkek Sağlığı, Kardiyopulmoner Rehabilitasyon, Lenfödem & Lipödem Rehabilitasyonu, Manuel Terapi, Nörolojik Rehabilitasyon, Ortopedik Rehabilitasyon, Pediatrik Rehabilitasyon, Protez - Ortez Rehabilitasyonu, Romatolojik Rehabilitasyon, Sporcu Rehabilitasyonu, Yoğun Bakım & Onkoloji Rehabilitasyonu, Çene & Yutma Rehabilitasyonu
Botoks kelimesini duyduğunuzda aklınıza ilk ne geliyor? Muhtemelen pürüzsüz alınlar, estetik klinikleri ve yaşlanma karşıtı müdahaleler... Bu çok normal, çünkü popüler kültürde botoksu hep bu yönüyle tanıdık. Ancak biz fizyoterapistler ve rehabilitasyon ekipleri için botulinum toksini (botoks), güzellikten çok daha hayati bir anlam taşıyor: Hareket özgürlüğü. Peki, estetik dünyasının yıldızı olan bu madde, fizyoterapide tam olarak ne işe yarıyor? Gelin, işin mutfağına, yani rehabilitasyon sürecine biraz yakından bakalım.
Kilitlenmiş Kasları Açmak:
Spastisite Gerçeği
İnme (felç), beyin hasarı veya Serebral Palsi (CP) gibi nörolojik durumlarda en sık karşılaştığımız sorunlardan biri "spastisite"dir. Beyinden gelen yanlış sinyaller nedeniyle kaslar sürekli kasılı kalır. Bir hastanın yumruğunu istese de açamadığını veya bir çocuğun topukları yere değmeden, sürekli parmak ucunda yürüdüğünü düşünün. İşte bu spastisitedir.
Biz fizyoterapistler, kaskatı kesilmiş bu kasları egzersizle esnetmeye ve güçlendirmeye çalışırız. Ancak kas tonusu (gerginliği) o kadar yüksektir ki, bazen ne kadar manuel terapi yaparsak yapalım, o direnci kırmak bir duvara toslamak gibidir.
İşte tam bu noktada botoks devreye giriyor.
Botoks Bir "Fırsat Penceresi" Yaratır
Hekim tarafından doğru kas grubuna uygulanan botoks, sinir ile kas arasındaki iletişimi geçici olarak bloke eder. Yani kasa "biraz sakinleş, gevşe" emrini verir.
Bu gevşeme bizim için altın değerindedir. Botoks uygulamasından sonraki 3-4 aylık süreçte kasın direnci kırılır. Biz fizyoterapistler için bu bir **"fırsat penceresi"dir. Daha önce gerdiremediğimiz kası gerdirir, hastaya yaptıramadığımız fonksiyonel hareketleri (bardağı tutma, adım atarken topuğu yere basma gibi) çalıştırabiliriz.
Kısacası botoks sorunu tek başına çözmez, ancak çözümü mümkün kılan kapıyı aralar.
Sadece Nöroloji Değil
Botoksun tek kullanım alanı felç veya CP de değildir. Kronik ağrı yönetiminde de sıkça karşımıza çıkar:
• Miyofasiyal Ağrı Sendromu: Boyun ve sırtta geçmeyen o "kulunç" ağrılarında, kas içine yapılan enjeksiyonlar döngüyü kırabilir
. • Çene Sıkma (Bruksizm): Diş hekimleri ve fizyoterapistlerin ortak çalıştığı bu alanda, çiğneme kaslarına yapılan botoks, çene eklemi tedavisini inanılmaz kolaylaştırır.
• Kronik Migren: Gerilim tipi baş ağrılarında boyun kaslarının gevşetilmesi hastaya nefes aldırır.
Sihirli Değnek Beklentisi
Burada altını çizmemiz gereken en önemli nokta şu:
** Botoks bir mucize değildir.
Kliniğe gelen hastalara hep şunu söylerim: "İğneyi yaptırıp eve gidip oturursanız, 4 ay sonra etkisi geçer ve eski halinize dönersiniz." Botoks, fizyoterapi ile birleştiğinde anlam kazanır. İğne kası gevşetir, fizyoterapist ise o gevşeklikten yararlanarak kasa "doğru hareketi" öğretir. Beyin ancak bu yoğun egzersizle yeni hareket modelini öğrenebilir.
Sonuç Olarak Eğer siz veya bir yakınınız inme sonrası kas sertliği, yürüyüş bozukluğu veya inatçı kas ağrıları yaşıyorsa, doktorunuzla botoks seçeneğini konuşmaktan çekinmeyin. Bu sadece estetik bir dokunuş değil; bazen bir adımın daha düzgün atılmasını sağlayan, bazen de bir elin sevdiklerine daha rahat uzanmasına vesile olan bilimsel bir destektir. Unutmayın, hareket hayattır; bazen o hareketi başlatmak için küçük bir dokunuş gerekir.
Bu Yazıyı Paylaş
Bu içeriği yararlı buldunuz mu? Arkadaşlarınızla paylaşın!
Önemli Bilgilendirme
Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.