Kuru iğneleme tedavisinin trigger pointler üzerindeki etkisini gösteren yatay görsel. Boyun ve omuz kaslarında yer alan trigger pointler, kas yapısı ve yansıyan ağrı bölgeleri anatomik olarak vurgulanmıştır.
Manuel Terapi

Kuru İğnenin Trigger Point Üzerine Etkisi Ve Trigger Pointlerin Yarattığı Sorunlar

3 dk
8
Alaattin Yıldırım

Alaattin Yıldırım

Sporcu Rehabilitasyonu, Ortopedik Rehabilitasyon, Manuel Terapi, Nörolojik Rehabilitasyon, El Rehabilitasyonu, Omurga Sağlığı, Romatolojik Rehabilitasyon

Trigger Point Nedir?

Trigger point, iskelet kası içinde yer alan, palpasyonla hassasiyet gösteren ve bası uygulandığında hem lokal hem de yansıyan ağrıya neden olabilen hiperirritabl kas bantlarıdır. Bu noktalar kas lifleri içinde sürekli kısalmış sarkomer bölgeleriyle karakterizedir ve kasın normal biyomekaniğini bozar. Klinik pratikte en sık görülen kas kaynaklı ağrı sebeplerinden biridir.

Trigger Pointler Nasıl Oluşur?

Trigger point oluşumunda tekrarlayan mikrotravmalar, kötü postür, aşırı yüklenme, uzun süreli immobilizasyon, stres ve dolaşım bozuklukları önemli rol oynar. Bu faktörler kas içinde lokal iskemiye, metabolik atık birikimine ve motor uç plakta aşırı asetilkolin salınımına neden olur. Sonuç olarak kas gevşeyemez ve patolojik bir kas kasılması döngüsü oluşur.

Trigger Pointlerin Yarattığı Klinik Sorunlar

Trigger pointler yalnızca lokal ağrıya neden olmaz; fonksiyonel kısıtlılık, kuvvet kaybı ve hareket paternlerinde bozulmaya yol açar. Sporcularda performans düşüşü, erken yorulma ve tekrarlayan sakatlanmalarla ilişkilidir. Ayrıca yansıyan ağrı paterni nedeniyle bel fıtığı, sinir sıkışması veya eklem patolojileriyle karıştırılabilir. Tedavi edilmediğinde kronik ağrı sendromlarına zemin hazırlar.

Kuru İğneleme Nedir?

Kuru iğneleme, trigger point veya disfonksiyonel kas dokusu içine ince, ilaçsız akupunktur iğneleriyle yapılan invaziv bir manuel terapi yöntemidir. Amaç, kas içindeki patolojik döngüyü kırmak, nöromüsküler kontrolü yeniden sağlamak ve ağrıyı azaltmaktır. Uygulama, anatomik ve palpasyon bilgisi gerektiren klinik bir girişimdir.

Kuru İğnenin Trigger Point Üzerine Mekanik Etkisi

Kuru iğneleme sırasında hedeflenen trigger point içine girildiğinde sıklıkla lokal seğirme yanıtı (local twitch response) alınır. Bu yanıt, kısalmış kas liflerinin refleks olarak gevşediğini gösterir. Mekanik etki sayesinde kas içi gerginlik azalır, doku elastikiyeti artar ve kasın normal uzunluk-gerilim ilişkisi yeniden sağlanır.

Nörofizyolojik Etkiler

Kuru iğneleme, periferal ve santral sinir sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturur. Ağrı iletiminden sorumlu C liflerinin aktivitesi azalırken, spinal seviyede inhibitör mekanizmalar devreye girer. Aynı zamanda endorfin ve enkefalin salınımı artarak analjezik etki ortaya çıkar. Bu durum, sadece iğnelenen kası değil ilişkili ağrı zincirini de etkiler.

Dolaşım ve Doku İyileşmesi Üzerine Etkisi

Trigger point bölgesinde oluşan lokal iskemi, kuru iğneleme sonrası artan mikrodolaşım sayesinde düzelir. Oksijenlenme artışı ve metabolik atıkların uzaklaştırılması, kas dokusunun iyileşme sürecini hızlandırır. Bu etki özellikle kronik kas ağrılarında klinik olarak belirgin fark yaratır.

Kuru İğneleme Tek Başına Yeterli midir?

Kuru iğneleme semptomları hızlı şekilde azaltabilir ancak kalıcı çözüm için mutlaka egzersiz terapisi, postür eğitimi ve yüklenme yönetimi ile desteklenmelidir. Aksi halde trigger point oluşumuna neden olan faktörler devam ettiği sürece sorun tekrarlayabilir. En etkili yaklaşım, kuru iğneyi fonksiyonel rehabilitasyonun bir parçası olarak kullanmaktır.

Klinik ve Sporcu Rehabilitasyonunda Yeri

Sporcu rehabilitasyonunda kuru iğneleme, ağrıyı hızlı kontrol altına alarak sporcunun egzersize daha erken katılımını sağlar. Kas aktivasyonunu artırır, hareket açıklığını geliştirir ve performans geri dönüş sürecini hızlandırır. Klinik ortamda ise kronik boyun, bel, omuz ve alt ekstremite ağrılarında sıkça tercih edilen etkili bir yöntemdir.

Bu Yazıyı Paylaş

Bu içeriği yararlı buldunuz mu? Arkadaşlarınızla paylaşın!

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.