Fizyoterapiyle Dokunan Ellerim
Manuel Terapi

Fizyoterapiyle Dokunan Ellerim

3 dk
53
Yusuf Harnuboğlu

Yusuf Harnuboğlu

Sporcu Rehabilitasyonu, Romatolojik Rehabilitasyon, Pediatrik Rehabilitasyon, Ortopedik Rehabilitasyon, Nörolojik Rehabilitasyon, Manuel Terapi, Kadın Sağlığı & Erkek Sağlığı, Geriatrik Rehabilitasyon, El Rehabilitasyonu, Omurga Sağlığı, Kardiyopulmoner Rehabilitasyon

Fizyoterapiye Dokunan Ellerim: Mesleğimin Bana Öğrettiği Beden Hikâyeleri

Fizyoterapist olarak çalışmaya başladığım ilk günden beri şunu gördüm: İnsanlar genelde ağrılarıyla gelir, ama hikâyeleriyle kalırlar. Her gelen kişi sadece bir bel fıtığı, bir diz ağrısı veya bir kas spazmı değildir; hepsi kendi yaşam tarzının, alışkanlıklarının ve bazen de yıllardır duyulmayan beden sinyallerinin toplamıdır.

İşte bu yüzden fizyoterapi benim için bir iş değil, insanı yeniden tanıma sanatı.

Beden Bana Her Gün Yeni Bir Şey Öğretiyor

Mesleğim bana şunu öğretti: Ağrı sadece “canım yanıyor” değildir; çoğu zaman bir geçmişi, bir sebebi ve çoğu zaman da sessizce ihmal edilmiş bir tarafı vardır.

Bir danışanım gelir, “Hocam hiçbir şey yapmadım, kendi kendine tuttu.” der. Ama konuşmaya başladığımızda ortaya çıkar ki:

Aylarca bilgisayar başında eğilmiş,

Diz ağrısını önemsememiş,

Belini yanlış kullanmış,

Veya kendini yorgun hissettiği halde ısrarla zorlamış…

Ve beden sonunda ona şöyle der: “Ben buradayım, beni duyman lazım.”

Benim işim de o sesi tercüme etmek.

Fizik Tedavi ile Fizyoterapi: Benim Gözümden

Mesleğe yeni adım atanların bile kafasını karıştıran bu iki kavram, aslında bizler için günlük hayatın bir parçası.

Fizik tedavi, cihazların desteğini alır. Sıcak, soğuk, TENS, ultrason… Bu yöntemler ağrıyı yumuşatır, dokuyu hazırlar.

Fizyoterapi ise benim elimle, dokunuşumla, değerlendirmemle şekillenir. Manuel terapi, egzersiz, duruş analizi… Bunlar sonuca giden gerçek yol haritasıdır.

İkisi birlikte çalıştığında ortaya çıkan tablo, hem benim işimi güzelleştirir hem de danışanın iyileşme sürecini hızlandırır.

Mesleğimde En Çok Duyduğum Cümle: “Keşke Daha Önce Gelseydim”

Gerçekten de öyle. Çoğu kişi ağrı dayanılmaz olana kadar bekliyor.

Oysa benim gözümde fizyoterapi, “Artık dayanamıyorum.” noktası için değil, “Daha iyi olmak istiyorum.” diyen herkes içindir.

Uzun süre masa başında çalışan bir genç, Aniden spora başlamış biri, Çocuğunu taşımaktan beli ağrıyan bir anne, Yıllardır dizlerinin üzerinde çalışmış bir usta…

Hepsi fizyoterapinin alanına girer.

Egzersiz: Benim En Çok Önerdiğim Ama En Az Yapılan Şey

Kimse egzersiz kelimesini duyunca “Harika!” demiyor, farkındayım. Ama işin gerçeği şu:

Egzersiz yapılmadan kalıcı iyileşme mümkün değil.

Bazen danışanlarıma diyorum ki: “Ben bugün size kapıyı açarım, ama içeri girecek olan sizsiniz.”

Benim uyguladığım manuel terapi, mobilizasyon, masaj… Hepsi sizi rahatlatır. Ama egzersiz? Sizi değiştiren odur.

Mesleğimin En Güzel Anları

Bazen sadece bir seans sonunda yüzündeki rahatlamayı görmek bile yetiyor. Bazen haftalarca uğraşıp biri yürüyüşünü düzeltince içimden “İşte bu.” diyorum. Bazen bir danışanım, aylar sonra, “Hocam artık eskisi gibi hayatımı sürdürebiliyorum.” diye yazınca… O mesajı okurken yorulduğumu bile unutuyorum.

Çünkü fizyoterapi, yapılan bir tedavi değil; insanın hayatına dokunan bir süreç.

Son Söz: Bu Meslek Bana İnsan Bedeninin Değil, Sabır ve Umudun Gücünü Öğretti

Benim için her danışan yeni bir hikâye. Her ağrı farklı bir başlangıç. Her iyileşme küçük bir zafer.

Fizyoterapi; elin dokunuşuyla, bilginin ışığıyla ve insanın kendi çabasıyla şekillenen bir yolculuk. Ve ben, Yusuf Harnuboğlu olarak, her gün bu yolculukta yeni bir adım atmanın gururunu yaşıyorum.

Bu Yazıyı Paylaş

Bu içeriği yararlı buldunuz mu? Arkadaşlarınızla paylaşın!

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.