
Fzt. Zehra Azra Çeken
Omurga Sağlığı, El Rehabilitasyonu, Geriatrik Rehabilitasyon, Pilates & Yoga, Kadın Sağlığı & Erkek Sağlığı, Kardiyopulmoner Rehabilitasyon, Lenfödem & Lipödem Rehabilitasyonu, Manuel Terapi, Nörolojik Rehabilitasyon, Ortopedik Rehabilitasyon, Pediatrik Rehabilitasyon, Protez - Ortez Rehabilitasyonu, Romatolojik Rehabilitasyon, Sporcu Rehabilitasyonu, Yoğun Bakım & Onkoloji Rehabilitasyonu, Çene & Yutma Rehabilitasyonu
Otizmli Çocuklarda Duyu Bütünleme: Terapi Odasındaki Gerçek Hikaye
Rehabilitasyon merkezinin kapısından içeri giren her çocuk, beraberinde kendi dünyasını da terapi odasına taşıyor. Ama otizm spektrumundaki bir çocuk o kapıdan girdiğinde, durum biraz daha farklı.
- Çoğumuzun duyup umursamadığı o tepemizdeki florasan lambanın incecik cızırtısı, onlar için kulak tırmalayan bir matkap sesine dönüşebiliyor.
- Severek giydiğimiz pamuklu bir kazağın dokusu, onların teninde zımpara kağıdı gibi bir his bırakabiliyor.
- Bazen de tam tersi oluyor; kendi bedenlerini, kollarını ve bacaklarını boşlukta hissedebilmek için sürekli dönmeye, koşmaya veya sert adımlarla yürümeye ihtiyaç duyuyorlar.
Peki, terapi odasının kapısını kapattığımızda içeride tam olarak ne oluyor? Dışarıdan bakan biri için içeride sadece oyun oynuyoruz. "Ne güzel, çocuk trambolinde zıplıyor, salıncakta sallanıyor" diyebilirsiniz. Ama işin mutfağında, o trambolinde zıplarken ona attığım topu tutmasını istememin arkasında ince ince işlenmiş bir nörolojik plan var.
İyi Bir Dedektiflik Süreci
Açıkçası her şey iyi bir dedektiflik süreciyle başlıyor. Odaya giren çocuğun neye ihtiyacı var? Sinir sistemi hangi uyarana aç, hangisinden kaçıyor? Örneğin, yerdeki sünger matın dokusundan rahatsız olduğu için parmak ucunda mı yürüyor, yoksa eklemlerinde yeterince his olmadığı için mi topuklarını yere vurarak yürüyor? Terapinin rotasını tamamen bu gözlemler belirliyor.
En Katı ve Sarsılmaz Kural: Güven
Fakat bizim odaya adım attığımız andaki en katı, en sarsılmaz kuralımız şu: Güven.
Eğer bir çocuğun sinir sistemi sürekli alarm modundaysa, yani "savaş ya da kaç" tepkisi veriyorsa, ona hiçbir beceriyi öğretemezsiniz. O yüzden seansların ilk dakikaları hep regüle olmakla, yani o alarmı susturmakla geçer. Bazen loş bir ışıkta sadece yavaşça sallanırız, bazen ağırlıklı battaniyelerle veya eklemlerine verdiğim derin basılarla ona "buradasın, güvendesin ve bedenin sana ait" mesajını veririm.
Esneklik ve Değişen Seans Planları
Tabii her şey kağıt üzerinde planlandığı gibi kusursuz ilerlemiyor. Bazen haftalık seans planımı en ince ayrıntısına kadar yazarım ama çocuk o gün odaya uykusuz, huzursuz veya okulda yaşadığı bir şeyin stresiyle gelir. İşte o an fizyoterapist olarak o planı bir kenara fırlatıp, çocuğun o anki sinir sisteminin neye ihtiyacı varsa ona göre şekil almak zorundayım. Bazen bütün bir seans, sadece tek bir salıncakta onunla göz teması kurmaya çalışarak geçer. Ve inanın bana, o da harika ve çok verimli bir seanstır.
Duyu bütünleme terapisi, çocukları "düzeltmek" veya bizim ezberlediğimiz kalıplara sokmak için yapılmaz. Amacımız o küçücük bedenlerde kopan duyusal fırtınaları dindirmek, beynin o karmaşık trafiğini biraz olsun düzene sokmak.
Seansın sonunda odadan çıkarken, çocuğun omuzlarındaki o gerginliğin azaldığını, derin bir nefes aldığını ve yüzünde o sakinleşmiş ifadeyi görmek... Bir fizyoterapist olarak mesleğin en güzel, en tatmin edici anı kesinlikle bu.
Bu Yazıyı Paylaş
Bu içeriği yararlı buldunuz mu? Arkadaşlarınızla paylaşın!
Önemli Bilgilendirme
Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.